Sivas’ta özellikle yaz aylarıyla birlikte artan düğünler, ailelerin en mutlu günlerinden birine sahne oluyor. Ancak düğün salonundan çıkan araçların oluşturduğu uzun konvoylar, dakikalarca susmayan kornalar, yolu kapatan araçlar ve bazı eğlencelerde havaya ateş açılması gibi davranışlar, “eğlence” ile “başkalarının yaşamına saygı” arasındaki sınırı yeniden tartışmaya açıyor.
Bir çiftin evlenmesi, iki ailenin sevinç yaşaması elbette kutlanması gereken bir olay. Ancak bu mutluluk; trafikte ilerlemeye çalışan sürücünün yolunu kesme, ambulansın veya başka bir acil durum aracının geçişini zorlaştırma, gece saatlerinde hastaları, yaşlıları, çocukları ve çalışan insanları yüksek korna sesiyle rahatsız etme hakkı vermiyor.
Sivas’ın birçok noktasında düğün konvoyları sırasında araçların son derece yavaş ilerlediği, zaman zaman şeritlerin kapatıldığı, konvoydaki sürücülerin ani frenler yaptığı, araçlardan sarkıldığı ve trafik düzenini bozacak hareketlerde bulunulduğu görülüyor.
Üstelik mesele yalnızca trafikle sınırlı değil.
Kornaya Basmak Mutluluğun Ölçüsü mü?
Düğün konvoylarının adeta vazgeçilmez bir parçası haline getirilen korna gürültüsü de ayrı bir sorun.
Şehrin bir ucundan diğerine onlarca aracın aralıksız korna çalarak ilerlemesi, düğün sahipleri açısından birkaç dakikalık eğlence olarak görülebilir. Ancak aynı güzergâhta bebeğini uyutmaya çalışan bir aile, gece vardiyasından dönüp dinlenen bir çalışan, sınava hazırlanan bir öğrenci, hastası bulunan bir ev ya da gürültüden etkilenebilecek yaşlı bir insan bulunabileceği çoğu zaman hiç düşünülmüyor.
Sevinmek başka, bütün bir mahalleyi sevincinize ortak olmaya zorlamak başka.
Toplum halinde yaşamanın temel şartlarından biri, kendi özgürlüğümüzün başkasının huzurunu bozduğu noktada durabilmektir.
Havaya Ateş Açmak Gelenek Değil, Tehlikedir
Daha da vahim olanı ise bazı düğün ve eğlencelerde silahla havaya ateş açılması.
Silahın namlusundan çıkan mermi gökyüzünde yok olmuyor. Havaya çıkan her mermi bir noktada yeniden yere dönüyor. Nereye düşeceği, kime isabet edeceği bilinmeyen bir merminin bulunduğu yerde eğlenceden değil, ciddi bir sorumsuzluktan söz etmek gerekir.
Bir düğünde insanların eğlenmesi için silaha neden ihtiyaç duyulduğunun artık açıkça sorgulanması gerekiyor.
Müzik var, halay var, türkü var, dostluk var, aile var, sevinç var. Bütün bunlar varken mutluluğun göstergesi neden silah sesi olsun?
Bir insanın hayatını tehlikeye atabilecek hiçbir davranış “gelenek” denilerek normalleştirilemez.
Bir Ambulansın İçinde Sizin Yakınınız da Olabilir
Konvoy nedeniyle trafiğin yavaşlatıldığı bir anda arkadan gelen aracın sıradan bir otomobil olduğu düşünülüyor olabilir.
Peki ya ambulanssa?
Peki içerisinde kalp krizi geçiren biri varsa?
Peki doğuma yetişmeye çalışan bir aile, hastaneye götürülen bir çocuk ya da acil bir göreve giden ekip varsa?
Trafikte oluşturulan birkaç dakikalık gecikmenin başka bir insanın hayatında neye karşılık geleceğini hiç kimse önceden bilemez.
Bu nedenle “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi kabul edilebilir değildir.
Düğün Yapmak Kimseye Şehri Rehin Alma Hakkı Vermiyor
Sivas bir kişinin, bir ailenin veya bir düğün konvoyunun değil; yüz binlerce insanın ortak yaşam alanı.
Cadde herkesin.
Sokak herkesin.
Trafik herkesin.
Gece sessizliği de herkesin hakkı.
Düğün yapmak; yolu kapatma, kavşakta trafiği durdurma, korna çalarak mahalleleri ayağa kaldırma veya silahla ateş açma ayrıcalığı sağlamıyor.
Asıl medeniyet, insanın mutlu olduğu günlerde bile çevresindeki diğer insanları düşünebilmesidir.
Denetim Kadar Toplumsal Tepki de Şart
Elbette trafik güvenliğini tehlikeye atan ve insanların can güvenliğini riske sokan davranışlarda denetim önem taşıyor. Ancak yalnızca ceza ve denetimle çözülebilecek bir meseleyle karşı karşıya değiliz.
Toplumsal anlayışın da değişmesi gerekiyor.
Düğün sahiplerinin daha organizasyon aşamasında konvoydaki sürücülere trafik kurallarına uyulması gerektiğini hatırlatması, korna konusunda ölçülü davranılması, kesinlikle silah kullanılmaması ve çevrede yaşayan insanların huzurunun gözetilmesi artık normal bir düğün kültürünün parçası haline gelmeli.
Çünkü medeni olmak yalnızca iyi yollar, modern binalar veya teknolojik araçlar kullanmak değildir.
Medeniyet, en çok başkalarının hakkına gösterdiğimiz saygıda ortaya çıkar.
Sivas’ta da artık şu sorunun yüksek sesle sorulmasının zamanı geldi:
Bir insanın mutluluğu, başka bir insanın huzurunu bozmayı ya da hayatını tehlikeye atmayı gerektiriyorsa, biz gerçekten neyi kutluyoruz?
Düğünlerimiz yine kalabalık olsun.
Halaylarımız çekilsin.
Türkülerimiz söylensin.
İnsanlar eğlensin, gülsün, mutlu olsun.
Ama yollar kapanmasın, kornalar şehri inletmesin, silahlar ateşlenmesin, insanların canı tehlikeye atılmasın.
Çünkü mutluluk paylaşınca güzeldir; başkasına eziyete dönüştüğünde değil.
Medeniyet neredesin? Belki de cevap, önce kendi davranışlarımıza bakmakta saklıdır.

0 Yorum
Yorumlar yalnız telefon numarasıyla kayıt olmuş üyeler tarafından gönderilir ve yönetici onayından sonra yayınlanır.
Geçerli Türkiye mobil numarasıyla oluşturulmuş hesabınızla giriş yapın.