Bugün İç Anadolu’nun önemli şehirlerinden biri olan Sivas, yüzyıllar önce dünyanın farklı bölgelerinden gelen gezginlerin de dikkatini çekiyordu. Eski seyahatnamelerde Sivas; kalabalık çarşıları, zengin ticaret hayatı, misafirperver insanları ve görkemli yapılarıyla anlatılırken, bazı gezginler ise şehrin sert kış şartlarından, çamurlu sokaklarından ve günlük yaşamın zorluklarından söz ediyordu.
Tarih boyunca Anadolu’nun önemli ulaşım ve ticaret yolları üzerinde bulunan Sivas, Arap, Türk ve Avrupalı seyyahların eserlerine konu oldu. Bu anlatımlar, yüzlerce yıl önce Sivas’ta hayatın nasıl olduğuna dair dikkat çekici bilgiler sunuyor.
İbn Battûta: Çarşıları insanlarla dolup taşan şehir
- yüzyılın ünlü Faslı gezgini İbn Battûta, seyahatnamesinde Sivas’ı büyük, bakımlı ve hareketli bir şehir olarak anlatıyor.
Sivas’ın geniş caddelere sahip olduğunu belirten gezgin, çarşılarının insanlarla dolup taştığını aktarıyor. Şehirde önemli devlet yöneticilerinin yaşadığını ve büyük yapıların bulunduğunu ifade ediyor.
İbn Battûta’nın özellikle dikkatini çeken konulardan biri ise Sivas halkının misafirperverliği oluyor.
Sivas’a geldiğinde Ahilerin kendisini ağırlamak için adeta yarıştıklarını anlatan gezgin, misafirlere yemek, konaklama ve hamam imkânı sağlandığını belirtiyor.
Bu anlatımlar, 1300’lü yıllarda Sivas’ın yalnızca ticaret bakımından değil, sosyal hayat açısından da canlı bir şehir olduğunu gösteriyor.
Polonyalı Simeon: Yiyeceklerin bol olduğu kalabalık bir şehir
- yüzyılın başlarında Sivas’a uğrayan Ermeni asıllı Polonyalı gezgin Simeon da şehirden olumlu sözlerle bahsediyor.
Simeon, Sivas’ı geniş ve kalabalık bir şehir olarak tanımlarken ekmek, et, süt ve yağ gibi temel gıda ürünlerinin bolluğuna dikkat çekiyor.
Gezginin anlatımı, dönemin Sivas’ında hayvancılığın ve gıda üretiminin günlük yaşam açısından önemli bir yere sahip olduğuna işaret ediyor.
Evliya Çelebi: 40 mahalleli, hanları ve çarşılarıyla büyük bir şehir
Ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi de 17. yüzyılda Sivas’ı ayrıntılı biçimde anlatan isimler arasında bulunuyor.
Seyahatnamesinde Sivas’ın kalelerinden, mahallelerinden, camilerinden, hanlarından, hamamlarından ve çarşılarından söz ediyor.
Evliya Çelebi’nin aktardığına göre şehir surlarının çevrelediği bölümde 40 mahalle ve yaklaşık 4 bin 600 ev bulunuyordu. Sivas’ta 18 han ve bedesten çevresinde yaklaşık bin dükkân olduğuna ilişkin bilgiler de seyahatnamede yer alıyor.
Gezgin, Sivas’ın farklı dinî topluluklara ev sahipliği yaptığını, şehirde camilerin yanı sıra kiliselerin de bulunduğunu anlatıyor.
Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiler, Sivas’ın Osmanlı döneminde önemli bir yönetim ve ticaret merkezi olduğunu ortaya koyuyor.
Fransız gezgin Dupré: Dar ve yağmurda çamurlanan sokaklar
1807 yılında Sivas’tan geçen Fransız diplomat ve gezgin Adrien Dupré’nin gözlemleri ise şehrin farklı bir yönünü gösteriyor.
Dupré, Sivas’ı bir plato üzerinde kurulmuş, kaleleri bulunan tarihî bir şehir olarak tanımlıyor.
Şehirde Türklerin, Ermenilerin ve Rumların yaşadığını belirten gezgin, evlerin toprak malzemelerle yapıldığını, sokakların dar olduğunu ve yağmurlu havalarda çamurla kaplandığını aktarıyor.
Bu anlatım, 19. yüzyılın başlarında Sivas’ın günlük yaşam ve altyapı koşullarına ilişkin önemli ipuçları veriyor.
Moltke: Karlar içerisindeki görkemli Sivas
1838 yılında Sivas’a gelen Prusyalı asker ve yazar Helmuth von Moltke ise şehrin sert kış şartlarından etkileniyor.
Mart ayında Sivas’a ulaşan Moltke, çevrenin kalın bir kar tabakasıyla örtülü olduğunu, ağaçsız arazinin ortasında şehrin kubbeleri, minareleri ve eski surlarıyla dikkat çektiğini anlatıyor.
Ancak Moltke’nin gözlemleri yalnızca şehrin görünümüyle sınırlı değil. Toprak damlı evlerden, sokakların temizlik sorunlarından ve zorlu ulaşım koşullarından da söz ediyor.
Bu tasvir, yaklaşık iki asır önce Sivas’ın bugünkü gibi sert kışlarıyla tanındığını gösteriyor.
Vital Cuinet: Kerpiç evler ve kışın karla mücadele
- yüzyılın sonlarında Anadolu’yu inceleyen Fransız araştırmacı Vital Cuinet de Sivas’ın şehir yaşamını kaleme aldı.
1890’lı yılların başındaki Sivas’ı anlatan Cuinet, evlerin büyük bölümünün kerpiçten yapıldığını ve şehrin genel görünümünün bu yapıların renginden etkilendiğini ifade ediyor.
Yeni yapılan evlerde dış cephelerin kireçle sıvandığını ve çatıların kiremitle örtülmeye başlandığını belirten Cuinet, eski toprak damların kışın önemli sorunlara yol açtığını anlatıyor.
Ev sahiplerinin yoğun kar yağışlarında damların çökmesini veya su sızdırmasını önlemek için biriken karı küreklerle temizlemek zorunda kaldıklarını aktarıyor.
Cuinet ayrıca şehir sokaklarını aydınlatma girişimlerinden de bahsediyor ancak bu çalışmaların henüz istenilen sonucu vermediğini belirtiyor.
Tarihçi Osman Turan: Sivas uluslararası ticaretin önemli merkezlerindendi
Sivas’ın tarihî önemini ele alan isimlerden biri de tarihçi Osman Turan.
1951 yılında yayımlanan Selçuklular Zamanında Sivas Şehri adlı araştırmasında Turan, özellikle 13. yüzyılda Sivas’ın büyük bir ticaret merkezi haline geldiğini anlatıyor.
Antalya, Konya ve Kayseri üzerinden gelen kervanların Sivas’a ulaştığını, buradan Erzincan ve Erzurum yoluyla Tebriz’e devam ettiğini belirtiyor.
Bu ticaret hareketliliği nedeniyle Sivas’ta farklı ülkelerden tüccarların bulunduğunu, Cenevizlilerin şehirde ticari faaliyet yürüttüğünü ve bir konsolosluk oluşturduğunu aktarıyor.
Günümüzde ayakta kalan Gök Medrese, Çifte Minareli Medrese ve Buruciye Medresesi gibi tarihî yapılar da Sivas’ın Selçuklu dönemindeki gelişmiş şehir hayatının önemli izlerini taşıyor.
Aynı şehrin farklı dönemlerdeki yüzleri
Tarihî kaynaklar bir arada değerlendirildiğinde Sivas’ın yüzyıllar boyunca değişen yaşam koşulları dikkat çekiyor.
İbn Battûta’nın kalabalık çarşılarıyla anlattığı şehir, Polonyalı Simeon’un eserinde bolluk ve bereketle öne çıkıyor. Evliya Çelebi kaleler ve ticaret hayatına odaklanırken, 19. yüzyılın Avrupalı gezginleri daha çok kerpiç evleri, çamurlu yolları ve sert kış şartlarını anlatıyor.
Seyyahların aktardığı nüfus ve yapı sayılarının her zaman kesin veriler olarak kabul edilmemesi gerekiyor. Bununla birlikte birbirinden farklı dönemlerde yazılan bu eserler, Sivas’ın sosyal ve ekonomik geçmişini anlamak açısından önemli kaynaklar oluşturuyor.
Bugün Sivas’ın meydanlarında, medreselerinde ve tarihî sokaklarında görülen izler, yüzyıllar önce dünyanın farklı bölgelerinden gelen gezginlerin kitaplarında anlattığı şehrin geçmişine ışık tutmaya devam ediyor.

0 Yorum
Yorumlar yalnız telefon numarasıyla kayıt olmuş üyeler tarafından gönderilir ve yönetici onayından sonra yayınlanır.
Geçerli Türkiye mobil numarasıyla oluşturulmuş hesabınızla giriş yapın.